Londra’da Keyifle Geçirdiğim Bir Gün

Seyahat

Londra’da Keyifle Geçirdiğim Bir Gün

Notting Hill’de sakin bir kahvaltıdan Primrose Hill’de sushi ve gün batımına; Londra’da tekrar tekrar yaşayabileceğim günlerden biri.

Yazan İdil AzarEylül 20266 dk okuma

Londra’da en sevdiğim günler genellikle yapılacaklar listemin en uzun olduğu günler değil. Birkaç sevdiğim adres, bol bol yürümek ve bir yere yetişmeye çalışmadan şehrin içinde kaybolmak benim için çoğu zaman yeterli. Bu da tam olarak öyle bir gün.

Güne Notting Hill’de başlayın.

Sabah için ilk durağım KURO Bagels olurdu. Notting Hill zaten sabah saatlerinde Londra’da en sevdiğim yerlerden biri; sokaklar henüz çok kalabalık değilken mahallede dolaşmanın bambaşka bir havası var.

KURO’dan sevdiğiniz bir bagel ve yanına matcha alarak güne başlayabilirsiniz. Ben olsam burada çok uzun oturmak yerine kahvaltının ardından Notting Hill sokaklarında yürümeye devam ederdim.

Portobello Road’u görmek güzel ama benim Notting Hill’de asıl sevdiğim şey yalnızca ana caddeler değil. Ara sokaklara girmek, evlere bakmak, küçük dükkânları keşfetmek ve Westbourne Grove tarafına doğru yavaş yavaş yürümek.

Bu rotanın güzel tarafı zaten tam olarak burada: bir sonraki yere yetişmek için değil, Londra’nın içinde olmak için yürüyorsunuz.

Öğleden sonra küçük bir mola.

Bir süre yürüdükten sonra tatlı bir ara vermek isterseniz iki favorim var. Daha fresh bir şey istediğim günlerde The Açaí Girls veya Oakberry’den açaí almayı tercih ediyorum.

Ama Londra’da gerçekten güzel bir cookie yemek istiyorsanız benim cevabım Crème. Özellikle unlu mamul ve tatlı seviyorsanız, Londra’da denediğim kurabiyeler arasında hâlâ favorilerimden biri.

İkisini aynı gün yapmak zorunda değilsiniz. Bence bu rehberin mantığı da biraz bu: o gün canınız hangisini istiyorsa onu seçin.

Notting Hill’den Marylebone’a.

Günün ikinci yarısında Marylebone tarafına geçerdim. Londra’nın merkezinde olmasına rağmen Marylebone bana her zaman şehrin geri kalanından biraz daha sakin hissettiriyor.

Burada amaç yine mümkün olduğunca çok yer görmek değil. Marylebone High Street boyunca yürümek, küçük mağazalara bakmak ve hoşunuza giden yerlere spontane şekilde girmek yeterli.

Ama bir adresi özellikle ekleyecek olursam, Daunt Books. Kitap almaya niyetiniz olmasa bile içeri girmenizi öneririm. Ben zaten kitapçı gezmeyi seviyorum ama Daunt Books, yalnızca kitapları için değil, mekânın kendisi için de Londra’da tekrar tekrar uğrayabileceğim yerlerden biri.

Regent’s Park’a doğru.

Marylebone’dan sonra günün temposunu biraz daha düşürüp Regent’s Park tarafına yürüyebilirsiniz.

Londra’da en sevdiğim şeylerden biri, şehrin ortasında yürürken bir anda kendinizi devasa bir parkın içinde bulabilmek. Özellikle hava güzelse Regent’s Park’ı yalnızca geçilecek bir nokta olarak görmeyin. Biraz dolaşın, oturun ve etrafı izleyin.

Takeaway sushi ve Primrose Hill.

Akşam yemeğini restoranda geçirmek yerine bu gün için çok daha fazla sevdiğim bir planım var: Regent’s Park’tan çıktıktan sonra OKA Primrose Hill’den takeaway sushi alıp Primrose Hill’e çıkmak.

Hava güzelse sushi’nizi yanınıza alın, tepeye çıkın ve günü Londra manzarasına karşı bitirin. Özellikle gün batımına yakın saatlerde gitmek bence çok daha güzel.

Londra’da bazen en sevdiğim akşamlar, haftalar öncesinden rezervasyon yaptığım restoranlarda değil; bir yerden sevdiğim bir yemek alıp parkta oturduğum böyle plansız görünen akşamlardı.

Bu günü neden seviyorum?

Çünkü bu rota Londra’nın 'mutlaka görülmesi gereken' yerlerini tamamlamaya çalışmıyor. Sabah Notting Hill’de bagel ve matcha ile başlıyor; gün içinde açaí ya da gerçekten güzel bir cookie için duruyor; Marylebone sokaklarında ve Daunt Books’ta biraz kayboluyor; Regent’s Park’ta yavaşlıyor ve sonunda Primrose Hill’de sushi ve gün batımıyla bitiyor.

Aslında çok büyük bir şey yapmıyorsunuz. Ama benim Londra’da yaşamayı sevdiğim taraf da tam olarak buydu: sıradan bir günü küçük ritüellerle güzel bir güne dönüştürebilmek.

Londra’yı en çok, bir yere yetişmeye çalışmadığım günlerde seviyorum.

Yavaşça varmana
izin var.

Büyümenin değeri zaman aldığı için azalmaz. Anlamlı bir hayat, sana hâlâ doğru gelen seçimler aracılığıyla yavaş yavaş kurulur.

Eğer bu yazı sende bir şey bıraktıysa, bugün biraz daha yavaşlamaya ihtiyacı olan biriyle paylaşabilirsin.

Düşünülmüş notlar,
yavaşça gelsin.

Ayda iki kez kişisel notlar, seyahat hikâyeleri, wellness yazıları ve daha bilinçli bir yaşam için ilham.