Notting Hill, Marylebone ve şehrin farklı yüzleri.
Notting Hill özellikle ilk kez gelenlerin listesinde olmayı hak ediyor. Pastel renkli evleri ve Portobello Road ile Londra'nın en fotojenik bölgelerinden biri olsa da benim burada sevdiğim şey yalnızca görüntüsü değil. Sabah saatlerinde sokaklarda dolaşmak, küçük dükkânlara bakmak ve kalabalık başlamadan mahalleyi görmek burayı çok daha güzel hissettiriyor.
Marylebone ise Londra'da zaman geçirmeyi en sevdiğim bölgelerden biri. Merkezin tam ortasında olmasına rağmen daha sakin bir mahalle hissine sahip. Marylebone High Street boyunca yürümek, Daunt Books'a uğramak ve ara sokaklara girmek benim için güzel bir Londra gününün en kolay tariflerinden biri.
Biraz daha klasik ve gösterişli bir Londra için Mayfair ve çevresini gezebilirsiniz. Bond Street, Mount Street ve Burlington Arcade aynı rota içerisinde rahatlıkla görülebilir. Buradan yürüyerek Piccadilly ve ardından Soho'ya geçmek de mümkün. Soho ise restoranları, barları, tiyatroları ve günün neredeyse her saatinde devam eden hareketiyle Londra'nın enerjisini en iyi hissedebileceğiniz bölgelerden biri.
Daha yavaş bir gün istediğimde ise Primrose Hill tarafını tercih ederim. Özellikle hava güzelse tepeye çıkıp Londra silüetini izlemek, ardından Regent's Park'a doğru yürümek şehrin merkezinde olduğunuzu kısa süreliğine unutturabiliyor.